h Dolar 42,5797 % 0.09
h Euro 49,6127 % 0.09
h Altın (Gr) 5.728,76 %-0,29
a

KÖKLÜ BİR ÇÖZÜM MÜMKÜN MÜ?KADINA YÖNELİK ŞİDDETİN ÖNÜNE GEÇMEK İÇİN GERÇEK ADIMLAR ŞART

2

BEĞENDİM

Dün 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında ülke genelinde ve ilçemizde pek çok etkinlik gerçekleştirildi. Salonlarda seminerler, meydanlarda konferanslar düzenlendi; kadınlar haklı çığlıklarını duyurmak için sokakları doldurdu. İstatistikler ise içimizi dağlamaya devam ediyor: Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre sadece 2025 yılının ilk on ayında en az 235 kadın öldürüldü, 247 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdi. Bu kadınların çoğu, yardım başvurusu yapmış olmalarına rağmen katledildi.
Peki çözüm var mı?

Elbette var.

En azından bu vahşetin minimum seviyeye inmesi için yapılabilecek çok şey olduğu açık. Uzmanı olmamakla birlikte, yıllardır aynı acıları tekrar tekrar yaşadığımız bu düzenin artık değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Ve bu değişimin ancak köklü, bilimsel ve sürdürülebilir adımlarla mümkün olabileceğine inanıyorum.
Uzaklaştırma kararı çözüm değil
Bugün uygulanan en yaygın yöntem uzaklaştırma kararı. Fakat bu karar, şiddete uğrayan kadın için gerçek bir güvenlik sağlamıyor. Çünkü kadın evden çıkmak zorunda: işe gidecek, pazara gidecek, çocuğunu okula götürecek… Her adımda ölüm riski karşısında yalnız.

Hapishane çare olmuyor

“Hapse atılsın!” Çoğu kişi böyle düşünüyor. Ancak uygulamada bunun da bir çözüm olmadığını acı örneklerle görüyoruz. Şartlı tahliye edilen saldırganlar, çıktıkları gün eşlerini öldürebiliyor.
Çünkü sorun, ceza sisteminin ötesinde, zihniyette.

KÖKLÜ ÇÖZÜM: REHABİLİTASYON MERKEZLİ BİR YAKLAŞIM

Kadına yönelik şiddet, yalnızca öfke patlaması değil; çoğu zaman çocukluktan gelen, yıllarca biriken, psikolojik ve sosyolojik temellere sahip bir davranış biçimi. Bu nedenle çözümün de ancak ruh sağlığı merkezli olması gerektiğini düşünüyorum.

Hapishane yerine
➡️ Ruh ve sinir hastalıkları hastaneleri,
➡️ Psikiyatri merkezleri,
➡️ Uzun süreli rehabilitasyon programları
devreye girmeli.
Psikologlar, psikiyatristler, aile terapistleri süreci yönetmeli. Şiddet eğilimi taşıyan bireyler yalnızca cezalandırılmamalı; düzeltilmeli, iyileştirilmeli, rehabilite edilmeli.

Asıl mücadele çocuklukta başlar
Şiddetin kökeni çocuklukta atılıyor.
Sevgisiz ortamda büyüyen, ebeveyn şiddetine tanık olan, duygusal iletişim kurmadan yetiştirilen çocukların ileride şiddet uygulama riski çok yüksek.
Bu nedenle:
Devlet okullarında psikolog zorunlu olmalı
(Özel okullarda var, devlet okullarında da olması şart.)
Her çocuğun bireysel gelişim dosyası tutulmalı.

Şiddete meyil görüldüğünde aile ile birlikte psikiyatri desteği sağlanmalı.
Çocuklar spora, sanata, üretime yönlendirilmeli.
Çünkü bir çocuğu şiddetten uzaklaştırmanın yolu, ona alternatif bir dünya sunmaktan geçer.
İsimleri unutuluyor ama kaderleri aynılaşıyor
Bir yıl içerisinde 400’e yakın kadın ve genç kız, eşleri ya da erkek arkadaşları tarafından öldürüldü.
Bugün isimleri unutulmuş olabilir; fakat onların ortak kaderini belirleyen zihniyet hala aramızda dolaşıyor.
Kadınların yaşam hakkını korumanın yolu, ancak bilimsel, insani, çocukluk temelli, psikolojik bir mücadele ile mümkündür.

Bugün atılmayan her adım, yarının kaybedilmiş bir hayatı demektir.
Artık konuşmaların zamanı geçti.
Şimdi çözüm üretme, uygulama ve sonuç alma zamanı.

Kadına yönelik şiddet kader değildir.
Toplum olarak değiştirebiliriz.
Yeter ki gerçekten isteyelim.
Gönül Güleç/Haberegel34.com

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

HIZLI YORUM YAP

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.