
Silivri sokaklarında bugünlerde esen rüzgâr, sıradan bir hareketlilik değil. Bu rüzgârın içinde siyaset var, beklenti var. Çünkü artık kimse beklemek istemiyor; herkes sonucu görmek istiyor.
Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu, göreve geldiği günden bu yana gençlik, spor ve sosyal projelere ağırlık veren bir çizgi izliyor. Sahada aktif, vatandaşla temas halinde, enerjik bir profil sergiliyor. Ancak Silivri halkı sadece bugünü değil, yarını da sorgulayan bir hafızaya sahip. İlk heyecan dalgası geçtikten sonra geriye tek bir soru kalıyor: Kalıcı eserler nerede?
Elbette sosyal belediyecilik bir kentin ruhudur. Ama Silivri gibi büyüyen ve ihtiyaçları artan bir ilçede sadece “ruh” yetmez. Otopark sorunu çözülememiş, yeni hastane beklentisi karşılanmamış, eski kaymakamlık binasının kaderi belirsiz kalmışsa; vatandaş artık “hissetmek” değil, “görmek” ister. Çünkü şehirler sadece sosyal projelerle değil, somut yatırımlarla nefes alır.
Bir diğer önemli başlık ise yıllardır konuşulup bir türlü hayata geçirilemeyen turizm potansiyeli…
Silivri’nin denizi ve sahili, turizm yatırımları için fazlasıyla elverişli. Ancak aradan geçen yıllara rağmen bu alanda somut bir adım atılmış değil.
Oysa hafızalarımızda hâlâ bir proje var. Özcan Işıklar döneminde Kale Mahallesi merkezli turizm projeleri konuşulmuş, hatta bu projelerin içinde teleferik gibi dikkat çekici fikirler bile yer almıştı. Peki ne oldu? Neden rafa kalktı? Ve en önemlisi, bugün neden bu vizyon yeniden masaya konulmuyor?
Siyasi cephede ise tablo bir o kadar hareketli ama bir o kadar da sorgulanabilir.
AK Parti cephesinde Sami Barlas, Ankara ile Silivri arasında köprü olma avantajını kullanıyor. Açıklanan yatırımlar ve temaslar dikkat çekici. Ancak vatandaşın zihnindeki soru net: Bu hamleler günü kurtarmak için mi, yoksa geleceği inşa etmek için mi?
MHP tarafında Hakan Bakmaz, teşkilat disipliniyle sahada varlık gösteriyor. Ziyaretler, buluşmalar, sohbetler… Hepsi siyasetin doğasında var. Ama Silivri’nin büyük sorunlarına yönelik somut ve özgün projeler ne zaman masaya konulacak? Asıl merak edilen bu.
CHP ilçe örgütü ise yerel iktidarın avantajını yaşıyor. Vatandaşla temas var, ulaşılabilirlik var. Ancak bu temas eğer sonuç üretmiyorsa, zamanla bir “dinledik ama yapmadık” algısına dönüşebilir. Siyasette en tehlikeli nokta da tam burasıdır.
Silivri’nin gençleri artık sadece seçim dönemlerinde hatırlanan bir kitle olmak istemiyor. Sosyal medyada görünür olmak ya da mitinglerde yer almak yeterli değil. Açıkça soruyorlar:
“Belediye Meclisi’nde neden bir Gençlik Komisyonu yok?”
Bu soru basit bir talep değil; bu, geleceğe dair söz hakkı istemektir. Gençlerin olmadığı bir masa, eksik bir masadır. Onların sesi duyulmadan alınan her karar, yarının Silivri’sini ıskalama riskini taşır.
Silivri halkı artık fotoğraf değil, sonuç görmek istiyor. Protokol ziyaretleri, klasik esnaf turları ve alışıldık söylemler artık eskisi kadar karşılık bulmuyor. Vatandaşın sorusu değişti: “Kiminle görüştün?” değil, “Ne sonuç aldın?
Silivri küçük bir ilçe olabilir ama hafızası büyüktür. Bugün çekilen fotoğraflar yarın unutulur, ama yapılan işler kalır. Sandık günü geldiğinde kimsenin albümlere bakacak vakti olmayacak; herkes yapılanlara, tutulmayan sözlere ve eksik kalanlara bakacak.
Cesaretle atılacak somut adımlar verecek.