
Duygu Asena’nın Kadının Adı Yok kitabıyla ilk kez 18’li yaşlarımda karşılaşmıştım. Hayatın aceleci, duyguların taşkın, hayallerin sınırsız olduğu o yaşlarda… Bir cümlesi bile içimi sarsmış, dünyaya bakışımı değiştirip kadın olmanın ne demek olduğunu sorgulamama neden olmuştu. Aradan yıllar geçti ama bugün o satırları yeniden düşününce, ne yazık ki çok az şeyin değiştiğini görüyorum.
Asena’nın ismini dahi vermediği kadın karakter…
Belki de bu yüzden hâlâ bu kadar etkileyici. Çünkü o kadın, ne bir kişi ne de tek bir hikâye. O kadın; evlerde, okul sıralarında, iş yerlerinde, sokaklarda nefes almaya çalışan tüm kadınların ortak sesi.
Çocukluğundan itibaren susturulan, “kız kısmı böyle davranmaz” kalıplarıyla büyütülen, hayatı boyunca erkeklerin arkasına itilmiş bir kadın… Okulda, ilişkilerde, iş hayatında sürekli aynı duvarlarla karşılaşan, ne yapsa “bir eksik” sayılan bir kadın… O dönem kitabı okurken “Ne kadar abartılmış” demiştim belki ama bugün görüyorum ki, aslında hayatın ta kendisiymiş.
Kitapta beni en çok etkileyen şey, kahramanın özgürlüğü ararken yalnızlaştırılmasıydı. Çünkü toplum hâlâ güçlü, bağımsız, kendi kararlarını verebilen kadını tehlikeli buluyor. “Hayır” diyebilen kadın… “Ben varım” diyebilen kadın… Hâlâ birçok yer için sindirilmesi zor bir gerçek.
Romanın sonunda kahraman, dayatılan rollerin hiçbirine razı olmuyor. Çünkü anlıyor ki asıl kayıp, başkalarının çizdiği dar çerçevelere sıkışmak. Ve kitabın en güçlü mesajı tam da burada ortaya çıkıyor:
Kadının adı ancak kendisi koyarsa vardır.
Bugün yıl 2025.
Teknoloji çağında yaşıyoruz, özgürlüklerin en çok konuşulduğu dönemdeyiz. Peki gerçekten özgür müyüz?
Hâlâ şiddete uğrayan kadınlar, ekonomik bağımlılıklar nedeniyle susmak zorunda kalanlar, “toplum ne der” diye hayallerini erteleyenler varken…
Sanırım cevabı biliyoruz.
Duygu Asena yıllar önce bir çığlık attı:
“Kadının adı yok!”
Bugün ise kadınlar o sesi hem büyütüyor hem de dönüştürüyor.
Çünkü artık bir fark var:
Kadınlar kendi adlarını, kendi güçleriyle koymakta kararlılar.
Belki de bugün yapmamız gereken tek şey, bu kararlılığa destek olmak…
Çünkü bir kadının adı varsa, toplumun da, geleceğin de adı vardır..
Gönül Güleç/ 26.11.2025