
Son günlerde haber sitelerinde sıkça karşılaştığımız manşetler şöyle:
“Silivri’de 6,2 deprem korkuttu…”
“Balıkesir’de 4,5 deprem korkuttu…”
“Kütahya’da 5,2 deprem korkuttu…”
Oysa dürüst olalım…
İnsanı korkutan deprem değil, oturduğu binanın güven vermemesi.
Deprem doğanın gerçeği. Ama çürük binalar bizim hatamız.
Birçok insan yaşadığı binanın dayanıksız olduğunu biliyor. Bu yüzden depremden değil, binanın başına yıkılmasından korkuyor.
Çözüm belli: Kentsel dönüşüm.
Peki vatandaş neden kentsel dönüşümde bu kadar zorlanıyor? Gelin süreci birlikte masaya yatıralım. Çünkü bu süreci birebir yaşamış biri olarak konuşuyorum.
Sonuç?
Vatandaş korkuyor.
Bilgi eksikliğinden, masraflardan, sürecin karmaşıklığından…
Tüm bunlar birleşince insanlar “çürük binada oturmayı” göze alıyor ama kentsel dönüşüme adım atmakta çekingen davranıyor.
Buna kentsel dönüşüm denmez!
Bu olsa olsa bina yenileme
Gerçek kentsel dönüşüm:
Otoparkı olan,
Yeşil alanı olan,
Çocuk oyun alanı olan,
Sosyal yaşam alanları bulunan bir çevre üretir.
Ama şu an uygulanan model?
Sadece binayı yıkıp yerine yenisini yapmak.
Ne yaşam alanı var, ne nefes alınacak sosyal bir düzen.
Buradan yetkililere sesleniyorum
Vatandaş onca parayı sadece bina yenilensin diye değil,
güvenli, modern, sosyal yaşam alanları için ödüyor.
Kentsel dönüşüm gerçekten dönüşüm olacaksa,
ada bazında,
planlı,
altyapısı güçlü,
yeşil alanı olan bir süreçle yapılmalıdır.
Aksi hâlde bugün “korkutan deprem” diye haber yapmaya devam ederiz.
Oysa korkutan deprem değil…
Bilinmezlik ve güvensizlik.
Kalın sağlıcakla.
Gönül Güleç